Sayfalar

11 Haziran 2016 Cumartesi

LAS VEGAS

VEGAS'TA İKİ GÜN


Las Vegas ya da daha çok bilinen ismiyle “Sin City” yani “Günahlar Şehri”. Yıllarca amerikan filmlerinde paranın, kumarın, fuhuşun, eğlencenin merkezi olarak izlediğimiz bu günahkar şehri, California’ya kadar gelmişken dünya gözüyle görelim istedik ve 15 günlük ABD gezimizin son ayağı olarak planımıza dahil ettik.


Las Vegas bize göre dünyanın öteki ucunda

Yukarıdaki haritada da görüldüğü üzere Las Vegas ABD’nin batısında, bize göre hayli uzak bir noktada bulunuyor. Türkiye’den Las Vegas’a direkt uçuş yok. Herhangi bir nedenle Las Vegas’ın yakınlarında bulunuyorsanız, mesela bizim gibi California’ya kadar gelmişseniz bu ışıltılı şehre mutlaka ama mutlaka uğramanızı tavsiye ediyoruz. Hemen söyleyelim bu şehirden zevk almanız için sıkı bir kumarbaz olmanıza ya da hızlı bir gece hayatına sahip olmanıza gerek yok. Emin olun bir çok şeyi sadece bu şehirde deneyimleyebilirsiniz. Mesela devasa büyüklükteki otellere ve Casinolara elinizi kolunuzu sallayarak girip gezebilirsiniz, aynı gün içerisinde Paris’in Eyfel Kulesini, Roma’nın Aşk Çeşmesini, Mısır’ın Piramitlerini, New York’un Empire State’sini görebilirsiniz, dünyaca ünlü dans gruplarının gösterilerini, şarkıcıların konserlerini izleyebilirsiniz, adrenalini yüksek aktivasyonlarda bulunabilirsiniz. Casinoda gezinirken herhangi bir masada milyon dolarlar kazanılıp kaybediliyor olabilir, yolda birileri elinize escort kadınların kartvizitlerini sıkıştırabilir. Bütün bunlar Las Vegas için gayet normal şeyler.

Las Vegas'ta çekilmiş bir çok film var ama benim için en özel olanı tabii ki Robert De Niro'nun oynadığı(ki kendisinin çok büyük bir hayranıyımdır) "Casino". 

Ocean's serisinin Las Vegas'taki Bellagio Otelde çekildiğini bilmeyen yoktur herhalde

Az önce de bahsettiğim gibi California’ya kadar gelinmişse Las Vegas’a mutlaka gitmek gerek. Biz Las Vegas’a Los Angeles’tan kiraladığımız arabayla geçtik. Çölün ortasında 4-4,5 saat süren (450 km) uzun ince bir yol. Maalesef yol üzerinde biz gezginlerin ilgisini çekecek, görülmeye değer bir yer yok. 

Uzun ince bir yoldayızzz..

Las Vegas New York’tan uçakla 6 saat kadar sürüyor. Saati de New York’tan 3 saat geride, havaalanına iner inmez saatinizi ayarlamayı unutmayın. Los Angeles-Las Vegas arası ise uçakla yaklaşık 1 saat sürüyor. 

Havaalanına indiğiniz andan itibaren kumar şehrine geldiğinizi anlayacaksınız zaten. Terminalde her yerde slot makineleri var, hatta Las Vegas’ta bazı WC lerde bile kumar makineleri gördük. Durmayın, sürekli kumar oynayın demek istiyorlar. 


Las Vegas’ta yüzlerce otel var, hepsi de birbirinden büyük ve lüks. Ayrıca konaklama fiyatları bu kadar lüks otellere göre gayet de uygun. İnsanları Las Vegas’a dolayısıyla kumara çekmek için otel fiyatlarını uygun tutmuşlar. Nasılsa gelen kumar oynar fazlasıyla parasını çıkarırız mantığı geçerli yani. Başka hiçbir şehirde bu kadar lüks otellerde bu fiyata konaklamak mümkün olmaz herhalde. Geceliği 30-40 USD’ye bile çok güzel otellerde kalabilirsiniz. Tabii Encore Wynn, Bellagio gibi daha lüks otellerde kalayım  diyorsanız fiyat daha da yükseliyor. Yalnız bu fiyatlara bir de ekstradan bir vergi ekliyorlar, o da fiyatı 15-20 USD falan arttırıyor. Yani geceliği 40 USD olan otel aslında 60 USD’ye falan denk geliyor. Yine uçak bileti+ konaklama paket olarak da satılabiliyor. 
Las Vegas’ta çok lüks bir otelde konaklamalı mı derseniz aslında çok da gerekli değil. Çünkü zaten bütün oteller ve casinolar birbiri ile bağlantılı. Yani her otele istediğiniz gibi girip çıkıyorsunuz. Dolayısıyla konaklamaya bir kucak dolusu para dökmeye gerek yok. Ancak oteliniz mutlaka Strip denilen Las Vegas Blvd’nin üzerinde bulunmalı. Çünkü Las Vegas demek Strip demek. Yine gezme kolaylığı açısından Strip’in orta noktalarında bir otelde konaklarsanız daha az yorulursunuz. 

İşte Vegas'ta bol bol arşınlayacağınız Strip'in haritası yukarıda. Gördüğünüz gibi birbirinden büyük oteller ve casinolar bu cadde boyunca sağlı sollu diziliyor.


Biz Bellagio otelin hemen yanındaki Aria otelde kaldık. Yaklaşık 4000 odalı kocaman bir otel. Konum olarak Strip’in orta kısımlarına denk geliyor. Fiyat olarak da 150-200 USD civarı bir şey(tabii sezonuna göre fiyatlar değişiklik gösterebiliyor). Bu arada Las Vegas’taki otel fiyatlarına genelde kahvaltı dahil değil. Kahvaltıyı otelin içindeki The Buffet restoranda yaptık. Kahvaltı için kişi başı 25 USD ödedik. Biz genel olarak Aria otelden çok memnun kaldık. Gerçekten de çok lükstü. Ancak itiraf etmeliyim ki havuzu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İlk gördüğümde süs havuzu falan sandım, o kadar küçüktü yani. En derin yeri de belime geliyordu. Boğulmak için özel bir çaba sarfetmek gereken bu havuzların etrafına bir de 3-4 tane de cankurtaran koymuşlar :)) Sonradan öğrendik ki Vegas’ta bir çok otelin havuzu bu şekilde küçücükmüş. Oteller insanların havuzda vakit geçirmelerini istemiyorlarmış, içeri girip kumar oynasınlar diye havuzları öyle anlamsız yapmışlar. Ancak bu havuzların dışında her otelin ayrıca çok eğlenceli havuz partileri oluyor, dilerseniz bu partilere katılabilirsiniz. 

Aria Resort&Casino

Aria'ya girer girmez kelebekler karşılıyor sizi.

Burası Aria'daki odamız. Dikkat çekmek istediğim bir nokta olduğu için bu resmi koydum. 
Vegas’taki otellerin hemen hepsinde odalardaki pencereler arkamda gördüğünüz gibi yani açılmıyor. Sebebi de kumarda kaybedenlerin intiharına engel olmakmış. Enteresan :))

Las Vegas’taki her otel gibi kaldığımız Aria Otelin kumarhanesi de gerçekten çok büyüktü. Otelleri öyle dizayn etmişler ki hangisine  giderseniz gidin odanıza ya da WC lere gitmek için mutlaka kumarhaneyi baştan başa geçmeniz gerekiyor. Hatta otellerin otoparkları bile direkt kumarhaneye açılıyor. Yine kumarhanelerde etrafınıza baktığınızda hiç pencere olmadığını fark edeceksiniz. İnsanlar zaman kavramını kaybedip sürekli oynasınlar diye gün ışığının içeri girmesini istemiyorlar. Yine bir söylentiye göre Las Vegas’taki kumarhanelerin havalandırmalarından insanların uykularını kaçırıp ayık tutabilmek için ortama normalden daha fazla oksijen veriliyormuş. Bu arada güzel bir haberimiz var casino’da alkollü içecekler müessesenin ikramı. Kısacası Vegas’taki her şey insanın aklını çelip kumar batağına sürüklemek için tasarlanmış. 

Aria Casino

Dayanamayıp şeytana uyduk, ne yalan söyleyelim :p

Las Vegas’ın en önemli caddesi Las Vegas Blvd, daha çok bilinen adıyla Strip. Az önce bahsettiğimiz otellerin casinoların hepsi bu 6-6,5 km lik caddede bulunuyor. Kısacası Vegas’ta hayat Strip üzerinde dönüyor. Las Vegas çöl üzerine kurulmuş bir şehir olduğundan o sıcakta hele de gündüz vakti dışarıda dolaşmak imkansız hale geliyor. Bu nedenle hemen hemen bütün oteller birbirlerine bağlı. Bir otelden diğerine geçmek için o sıcakta dışarıda dolaşmak zorunda kalmıyorsunuz, klimalı ortamda ferah ferah geziyorsunuz. Eğer yorgunsanız ve yürümek istemiyorsanız onun da çaresi var. Oteller arasında raylı sistemler de bulunuyor. Mesela bizim otelimizde ücretsiz kullanabileceğimiz Aria Express treni vardı. Paşa paşa oturduğunuz yerden otelleri geziyorsunuz. Hatta bu trenlerin farklı güzergahları olabiliyor, buradan inceleyebilirsiniz.

Aria Express Tram

Las Vegas bu kadar turist çekince haliyle en büyük oteller de bu şehre kurulmuş. Bu otellerin her biri mimari bir harika. Ayrıca hemen her otelde inanılmaz güzel aktivasyonlar ve showlar bulunuyor. Tabii gönül hepsini tek tek girip görmek ister ancak ne yazık ki bizde çokça bulunmayan zaman ve para faktörü buna müsaade etmiyor. Strip üzerinde gezinirken uğramadan geçmemeniz gereken otellerin bazılarından kısaca bahsetmek gerekirse;

Bellagio; En ünlü otellerden biri diyebiliriz. Muhteşem mimarisinin ve önündeki harika fıskiye showun hakkı inkar edilemez şüphesiz ama bir çoğumuz bu oteli Brad Pitt’li George Clooney’li Ocean’s Eleven filmi sayesinde tanıyoruz. Evet bu ünlü filmin çekildiği otel burası. Önünde kocaman bir havuz, bu havuzun etrafında da boynunda fotoğraf makineleriyle bekleyen meraklı bir turist kitlesi göreceksiniz. Bunun sebebi belli aralıklarla tekrarlanan fıskiye show. Bunun bir benzerini Dubai’de Dubai Mall’un önünde görmüştük. Yalnız saatleri değişkenlik gösterebiliyor, gitmeden mutlaka öğrenip gidin, yoksa bizim gibi beklemekten perişan olabilirsiniz :)) Saatler için bu linki inceleyebilirsiniz.

Venetian; Las Vegas’ın ortasında minik bir Venedik kurulmuş adeta. İsterseniz otelin içinde gondolla gezebilir, alışveriş yapabilirsiniz. Oteli gezerken başınız hep yukarıda olsun çünkü Venetian’ın tavan işlemeleri oldukça meşhur.

Venetian'da isterseniz gondol turu bile yapabilirsiniz.

Bu embesil gibi çıktığım fotoğrafımı Venetian Resort'un muhteşem tavanından bir kesit sunmak için koyuyorum :p

New York New York Otel; Manhattan’dan bir kesit bulacağınız bu otelde bir de etrafını turlayan kocaman roller coaster var. 

Paris Hotel; Las Vegas’ın ortasındaki mini Paris için de Paris Otel’e gitmelisiniz. İsterseniz gün batımını Eyfel Kulesi’nin tepesinden izleyebilirsiniz. 

Caesar’s Otel; Las Vegas’ta gezerken zaman duracak ve kendinizi aşk çeşmesiyle kolezyumuyla birden eski romaya ışınlanmış gibi hissedeceksiniz. Aslında Las Vegas’ta her otel aynı zamanda da birer AVM. Bunlardan en meşhurlarından biri de bu oteldeki Forum Shops. Yine otelde konsepte uygun mitoloji ağırlıklı showlar da yapılıyor. 

Stratosphere Otel; 108 katlı binası ile Las Vegas’ın en uzun oteli. En önemli özelliği ise en tepesinde bol atraksiyonlu bir eğlence parkının bulunması.

Stratosphere'nin tepesindeki eğlence parkı.

Wynn&Encore Otel; Son zamanlarda Vegas’ta açılan en lüks otel şüphesiz Wynn. Bu otel için 3 milyar dolara yakın bir para harcanmış. Özellikle akşam saatlerinde güneş batarken çok şık bir görüntü oluyor. Paraya kıyıp iyi bir yerde kalayım diyorsanız burayı tercih edin bence. 

MGM Grand

Oteller kabaca böyle. Tabii daha bahsetmediğimiz birçok otel mevcut. Strip’te dolanırken istediğinize girip gezebilirsiniz. Daha önce de söylediğim gibi Vegas’taki otellerin kumarhanelerine, AVM’lerine elinizi kolunuzu sallayarak girebiliyorsunuz nasılsa. Otellerin her birinin kendine ait oldukça meşhur gece kulüpleri var. Ruhumuzu gece kulüplerinin hareketliliğine, gürültüsüne ayak uyduramayacak kadar yaşlı ve yorgun hissettiğimizden  biz hiçbirini denemedik açıkçası. Ancak otelin gece kulübünün önünde inanılmaz bir kuyruk oluyor. Eğer gece kulübüne gitmeye niyetiniz varsa süslenip püslenip gitmek zorundasınız haberiniz olsun. Öyle bizim gibi ağzı açık paspal turist modunda, içeri girmeyi bırakın görüntü kirliliği olmasın diye sıraya bile sokmazlar. Bu arada Encore’nin XS’i, Ceasars’ın Pure’si ve The Cosmopolitan’ın Marquee’si oldukça meşhur.

Las Vegas için kaç gün ayırmalı derseniz 2 gece 1 gündüz yeterlidir derim. Zaten Vegas’ın gündüzü tam bir fiyasko. Gece ışıl ışıl olan şehir güneş doğduğunda tüm ihtişamını yitiriyor sanki. Üstüne bir de bunaltıcı çöl sıcağı eklendi mi ortaya sevimsiz bir tablo çıkıyor. Ancak vaktiniz varsa buraya kadar gelmişken Grand Kanyon turu yapabilirsiniz. Ancak biz zaman kısıtlılığından dolayı gitmedik. Las Vegas’ta geçireceğiniz 2 gecenin birini mutlaka ama mutlaka Cirque du Soleil’e diğerini de Vegas’taki sayısız showdan birine ayırmalısınız. Biz 1. gecemizde Cirque de Soleil’in kaldığımız otel Aria’daki Zarkana showuna gitmiştik. Tek kelime ile inanılmaz bir showdu, daha iyisini ömrümüz boyunca izleyemeyiz sanırım. Kısacası Vegas’ta Cirque du Soleil’in herhangi bir showuna gideceksiniz, kaçışınız yok. 2. gecemizde David Copperfield’in MGM Grand’daki showuna gittik. David şansımıza o gece kanatlanıp da uçmadı maalesef, ancak kocaman bir arabayı gözümüzün önünde kaybetti. Sihirbazlığa falan öyle özel bir ilgimiz merakımız olmamasına rağmen eğlenerek izledik açıkçası. Aslında itiraf etmeliyim ki ben showdan ziyade ortamdan daha da zevk aldım. Hani televizyonda izlediğimiz klasik amerikan showları vardır ya, obez amerikalı amcalar ve teyzeler yuvarlak masalarda oturmuş bir şeyler yudumlarken bir yandan da sahneden masalara takılan komik adama gevşek cevaplar verirler. Sonra herkes göbeğini titreterek kahkahalar falan atar. İşte öyle bir ortamdı. Yalnız sadece ortamı yaşamakla kalmayıp bir şeyler de anlamak için ingilizcenizin biraz iyi olması şart. 

David Copperfield'in gösterisi MGM Grand'da.

David'i beklerken...

David Copperfield

"Zarkana" Aria Otel'de oynanıyor.

Zarkana'dan bir kesit :)


Gelelim bilet meselesine. Tüm showların biletleri MGM Grand’ın gişesinde satılıyor. Maalesef fiyatları da biraz tuzlu. Burayı tıklayarak fiyatlar hakkında fikir edinebilirsiniz. Yalnız gezi ayarlarken her türlü bileti önceden internetten ayarlayan ben burada size naçizane bir öneride bulunacak. Vegas’taki gösteri biletlerini önceden internet üzerinden almayın. Çünkü bazen show günü gişeden aldığınız bilet internetten önceden alacağınız bilete göre çok daha ucuz olabiliyor. Kısacası Las Vegas’a gidin, kendinize bir show seçin biletinizi oradaki MGM gişesinden alın ve girip rahat rahat izleyin. 

Gezmekten yorgun düşmüş bir çift :))

Eveeet. Uzun lafın kısası Türkiye’den kalkıp binlerce kilometre yol tepip ABD’nin batısına geçmişseniz üç- beş kilometrenin hesabını yapmayın, üşenmeyin Las Vegas’a mutlaka geçin. Kumarla, gece hayatıyla alakası olmayan bizlerde bile unutulmaz anılar bırakan ABD’nin bu yaramaz şehri kesinlikle görülmeye değer. O zaman ne diyoruz Vegas'ta olan Vegas'ta kalır....










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder