Sayfalar

6 Ocak 2016 Çarşamba

SAN DİEGO GEZİ REHBERİ

San Diego ABD'nin en yaşanılası şehri. Lakabı ise "Amerika'nın en güzel şehri" anlamına gelen “America’s finest city


Amerika seyahatini planlarken başlarda hiç aklımızda olmayan bir yerdi San Diego. Daha önce izlediğimiz amerikan filmlerinden kanımıza yüksek doz New York, Los Angeles, Miami enjekte edilmişti, buraları biliyorduk. Ancak San Diego denince aklımızda tek bir görüntü bile oluşmuyordu. Bu yüzden “acaba buraya gitmeli miyiz?” sorusu bir süre içimizi kemirdi, ne yalan söyleyelim. Sonrasında hayatımızın en doğru kararlarından birini verip San Diego’ya gittik. Hatta doyamadık tam 1 yıl sonra bir daha gittik. Ve yolumuz tekrar batı amerikaya düşerse üşenmeyip bir daha gideceğimize dair eşimle birbirimize romantik sözler verdik. San Diego bizde ilginç bir bağımlılık yarattı anlayacağınız. Yaptığım afili girişi okuyup da bu ne saçmalamış böyle demeyin sakın, burada emekli film yıldızlarının, dünya zenginlerinin yaşadığı, ayrıca yapılan anketlere göre amerikalıların en çok yaşamak istediği şehir olan San Diego’dan bahsetmeye çalışıyorum. 

San Diego bize göre dünyanın diğer ucunda. Türkiye ile arasında 10 saat fark var.

San Diego, yüce Allah’ın her konuda cömertlik gösterdiği Altın Eyalet Kaliforniya’nın güneyinde bulunuyor. Kaliforniya’nın 2., ABD’nin ise 8. büyük kenti. 1.5 milyon civarı nüfusu var. Daha çok emekli yeri diye bilinse de ABD’nin Florida’dan sonraki en popüler tatil şehri San Diego. Buraya kadar gelmişken Meksika’ya geçip farklı bir kültür görme şansınız da var. San Diego dünyanın en işlek sınır kapısı olan San Ysidro Border sayesinde ABD ile Meksika arasında bir köprü vazifesi görüyor. Dediğim gibi San Diego tatili planlarken sınır şehri olan Tijuana’ya da geçebilirsiniz. Tüm bunların yanında bu güzel şehrin bir de askeri önemi var, Amerika Deniz Kuvvetlerinin Pasifik filosunun ana üssü ve de komuta merkezi. 

Bu yazımızda upuzun kumsalları ile ünlü San Diego’dayız.

Tatil için en uygun zaman Mayıs-Eylül arası dense de bence yılın her ayı, her günü ziyaret edebilirsiniz. Çünkü yıl boyu sıcaklık ortalaması 21 derece olan, neredeyse yılın her günü güneş gören bir şehirden bahsediyoruz. Öyle ki San Diego’da yaşayanlar buraya “Sun Diego” diyorlarmış. Uzun lafın kısası burası o muhteşem Kaliforniya iklimini en iyi hissedeceğiniz yerlerden biri. 

La Jolla, San Diego

San Diego daha çok emekliler şehri olarak bilinir. Emekli deyince aklınıza öyle memur emeklisi falan gelmesin. San Diego daha çok film yıldızları, iş adamları emeklilerine hitap ediyor. Meksika ile sınırı olduğundan dolayı da inanılmaz yoğunlukta bir meksikalı populasyon ile karşılaşıyorsunuz. Neredeyse ingilizceden çok ispanyolca konuşuluyor. Tabii tüm dünyayı istila eden son model nikon marka fotoğraf makineli uzakdoğulu amcalardan bahsetme ihtiyacı hissetmiyorum bile, çekik gözlü amcalar heryerdeler…


San Diego’ya Türkiye’den direkt uçak yok. Ancak Los Angeles’a gidip oradan 2 saatlik bir araba yolculuğu ile San Diego’ya geçebilirsiniz. Biz her iki seyahatimizde de araba kiralayarak gelmiştik. İlkinde günü birlik gelip akşamına tekrar Los Angeles’a geri dönmüştük. İkincisinde ise Kings Inn San Diego’da kaldık. Tam amerikan tarzı bir pansiyondu. San Diego’daki önemli noktalar olan SeaWorld, San Diego Zoo, Bilboa Park otelin sadece bir kaç kilometre uzağında bulunuyor. Fiyatı da lokasyonuna göre gayet iyiydi. Buradan  Kings Inn’i inceleyebilirsiniz. 

Kings Inn San Diego

Evet bu kadar laftan sonra gelelim San Diego’da neler yaptığımıza. Bizim San Diego’daki ilk durağımız Old Town San Diego idi. Old Town 1800’lü yılların San Diegosunu yansıtan oldukça güzel turistik bir köy. San Diego’da atlanmaması gereken bir nokta. Girişi de ücretsiz. Burası bana Barcelona’daki Poble Espanyol’u hatırlattı biraz. Gezdiğinizde etrafınızda bol bol meksika mimarisi ile yapılmış evleri ve kovboy kasabalarını göreceksiniz. Yine bir sürü hediyelik eşya dükkanı, cafe ve restoran var. Unutmayın ki San Diego’da en iyi yemekleri yiyebileceğiniz yerlerden biri de Old Town San Diego. Özellikle de Old Town’daki meksika restoranları çok ünlü. Bu durumu değerlendirip karnınızı iyice doyurun bence. 

Old Town San Diego

Old Town'da çok güzel hediyelikler bulunuyor.






Old Town en iyi meksika yemeğini yiyebileceğiniz yerlerden biri.



Sıradaki durağımız San Diego’da görülmeden dönülmeyecek en önemli nokta olan Coronado Adası. San Diego’da hiç bir yere gitmeseniz bile buraya gelmek zorundasınız, o derece önemli yani. Ulaşımı da oldukça kolay bu güzel adanın. Arabanız varsa ilginç mimarili Coronado Köprüsünün üzerinden yılan gibi kıvrılarak 15 dakikada adaya varabilirsiniz. Arabanız yoksa San Diego sahilinden hareket eden vapurlara binerek de Coronado’ya geçebilirsiniz. Burası San Diego’da yaşayanların tatil yeri. İnanılmaz derecede düzenli, temiz bir yer. Gezdiğinizde etraftaki evlerden de anlayacağınız üzere daha çok zenginlerin yerleşmeyi tercih ettiği bir yer burası.

Coronado sokakları tertemiz ve her yerde birbirinden lüks evler bulunuyor.

Coronado Adası da ABD seyahati boyunca ezildiğimiz yerlerden biri oldu :(

Adadaki evleri görüp de kıskanmamak elde değil.

 Coronado Adasında uğramanız gereken en önemli yer Marlyn Monroe’nin “Someone Like It Hot” filminin çekildiği Hotel Del Coronado. 1888 yapımı tamamen ahşap olan bu otel gerçekten de çok şık görünüyor. Önünde uzanan upuzun ve tertemiz kumsal, 2008 yılında Travel Channel tarafından ABD’nin en iyi 5. kumsalı seçilmiş. ABD’de bütün kumsallar halka ait. Yani bir otel her ne kadar ünlü olup zenginlere hizmet verse de bizdeki oteller gibi kumsalı öyle kafasına göre kapatamıyor. Siz de oteldeki misafirler gibi kumsalı kullanabiliyorsunuz. 

Hotel Del Coronado

1888 yapımı bu otel hayaletleri ile de ünlü. 

Etraftaki zenginleri görüp gaza geldiyseniz bu ferrariyi kiralayıp adada bir tur atabilirsiniz.

Gelelim şehrin merkezi olan Gaslamp Quarter’a. Burası kuzeyde Los Angeles’tan gelip güneyde Meksika’ya giden 5 numaralı otoyolun okyanusa bakan tarafında kalıyor. San Diego’da konaklamayı düşünenler için önerilebilecek en iyi bölge burası. Çünkü burası birbirinden güzel mağaza, cafe, restoran, barlarıyla ve renkli gece hayatıyla şehrin kalbi. Ayrıca sahil de çok yakın. Gaslamp Quarter bölgesi içinde en hareketli yer ise 5. cadde. Merkeze geldiğiniz zaman arabanızı parkmetrelerin bulunduğu park yerlerine koyabilirsiniz. Kaliforniya’da bir çok yerde araba ile park yerine girdiğinizde etrafınıza bir bakıyorsunuz ki hiç kimse yok, öyle görünürde kamera falan da yok gibi görünüyor. Bunların yerine park çıkışlarında kredi kartı ile de ödeme yapabileceğiniz parkmetreler var. Tabii bu durum karşısında hemen türk mantığını çalıştırıp “ödemesek ne olur ki?” diye düşünmedik desek yalan olur. Ancak yapılan kontrollerde ön camda fiş olmayan araçlara çok ciddi ceza kesildiğini öğrenince üç kuruşluk park ücreti için elin amerikasında rezil olmayı göze alamadık.

Gaslamp Quarter

Gaslamp Quarter


Gaslamp Quarter’deki AVM’lerden biri

Panera Bread, Gaslamp Quarter’de kahvaltı ettiğimiz, çok lezzetli ve taze ürünler bulabileceğiniz fırın tarzı bir yer. Denemenizi tavsiye ederim. 

Kabul etmek gerekir ki Amerikalılar eğlenmeyi çok iyi bilen bir millet. Bu özelliklerinden dolayı ABD’nin hemen her şehrinde inanılmaz derecede büyük tema parkları kurulmuş. Mükemmel Kaliforniya iklimiyle San Diego da bu parklardan fazlasıyla nasibini almış. Bu güzel şehir San Diego Zoo, Safari Park, Seaworld gibi birbirinden ünlü tema parklara ev sahipliği yapıyor. Hal böyle olunca bu parklardan en az birine bir gün ayırmak gerekiyor. Gönül hepsine birden gitmek isterdi ancak zaman kısıtlılığından dolayı biz Seaworld’a gitmeyi tercih ettik. Seaworld, çeşitli deniz hayvanları showlarının, kocaman akvaryumların, eğlenceli rideların bulunduğu devasa bir park. Sadece Seaworld’a tek günlük giriş bileti 83 dolar. Ancak Kaliforniya’da başka tema parklara gitme niyetiniz varsa çeşitli combo biletler de alabilirsiniz. Bunun için burayı incelemeniz iyi olur. Seaworld’da yemek yiyebileceğiniz bir çok yer var. Ancak biz parka girerken tüm gün yemek yiyebileceğimiz All-Day Dining Deal’i tercih ettik. Bunu aldığınız zaman kolunuza bir bileklik takıyorlar. Bununla Seaworld’da istediğiniz zaman ücretsiz yemek yiyebiliyorsunuz. All-Day Dining’in fiyatı 34 dolar. Gün sonunda bu uygulamadan gayet memnun kalmıştık, çünkü çok daha hesaplı olmuştu. All Day Dining için burayı inceleyebilirsiniz. Bu arada parka girer girmez park düzenini ve showların saatlerini gösteren haritalardan almayı unutmayın sakın. 

Seaworld


Seaworld Map


Katil balina Shamu, Seaworld’un en ünlülerinden biri. Gösteri başlamadan önce Shamu ile ilgili kısa bir belgesel izletiliyor. Ardından katil balina Shamu bütün azameti ile havuza geliyor. Önümüzdeki platforma gelip seyircilere selam vererek gösterisine başlıyor. Sonrasında koskoca katil balina Shamu’nun eğitmenlerinin elinden 2-3 tane küçük balık yiyebilmek için girdiği türlü halleri izliyorsunuz. İzlerken hoşumuza gidiyor, eğleniyoruz, hatta içimizden “helal olsun koskoca katil balinayı nasıl da adam etmişler” deyip eğitmenlerini takdir ediyoruz belki ancak bu hayvanların doğal yaşam alanlarından alınıp da gösteri amacıyla küçücük havuzlara hapsedilmeleri ne kadar doğru orasını hiç aklımıza getirmiyoruz. 

Katil Balina Shamu 

Katil Balina Shamu

Seaworld’deki çeşitli showlar 

Flamingolar

Evcil hayvanların showu

Burada Disneyland ya da Universal Studios kadar iyi ridelar yok. Atlantis içlerinde en heyecanlısı.

Deniz Aslanları en iyi showlardan birisiydi.

Seaworld’da en zevk aldığımız, hatta iki kere o upuzun kuyruğu beklemeyi göze aldığımız şey Teleferikti. Akşam üstü güneş batarken çok daha güzel oluyor. 

Sırada San Diego’daki son durağımız ve de en çok beğendiğimiz yer olan La Jolla var. Burası San Diego’nun en ünlü yerlerinden biri. Hani yazımızın başında San Diego’nun zengin emeklilerin yeri olduğundan bahsetmiştik ya, işte o emeklilerin yaşadığı yerlerden biri burası. Merkezden yaklaşık 20-25 dk. lık bir araba yolculuğu ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz bu muhteşem kasabaya. La Jolla’ya geldiğimizde Beverly Hills’tekine benzer bir eziklik duygusu çöktü üzerimize. Gerçekten de mükemmel ötesi bir yer burası. Her yerde lüks butikler, mağazalar, restorantlar var. Zaten San Diego’da en iyi yemek yiyebileceğiniz yerlerden biri La Jolla. Sahile indiğiniz zaman gördüğünüz muhteşem manzaralar kendi kendinize “burası gerçek mi?” diye sormanıza neden olacak. İnsanlar sahile ya da çimlerin üzerine oturmuş, ellerine kahvelerini almış kitaplarını okuyorlar, dostları ile sohbet ediyorlar. Kimisi kendini Pasifiğin dalgalı sularına bırakmış sörf yapıyor. Evlerin mükemmelliği karşısında ağzınız açıkta kalabilir, şimdiden uyaralım. Kısacası La Jolla San Diego’da asla atlanmaması gereken muazzam bir nokta. 

La Jolla ispanyolca bir kelime, “mücevher” anlamına geliyormuş. 

İtiraf ediyorum şu arkamdaki insanlara acayip sinir olmuştum. Bu kadar da güzel bir yerde yaşanmaz ki :((

La Jolla

Bu gördüğünüz kayalıkların arasında çeşitli canlı türlerini korumak için bir çok habitat alanı oluşturulmuş. 

La Jolla

La Jolla kocaman bir tatil köyü gibi

La Jolla

La Jolla sokaklarında ezik ezik dolaşırken

San Diego’nun Meksika ile sınırı olduğundan ve burada çok sayıda meksikalı yaşadığından yazımızın başında bahsetmiştik. İşte bu nedenden ABD’de en iyi meksika yemeği yiyebileceğiniz yer San Diego’dur. Daha önce yurt dışında herhangi bir ülkede meksika yemeği yememiştik. Ancak Türkiye’deki meksika restoranlarından deneyimlediğimiz kadarıyla bol acılı, baharatlı lezzetli bir mutfaktır meksika mutfağı. Bu nedenle buraya kadar gelmişken bir de yerinde test edelim dedik. İnternetten araştırıp Pokéz isimli bir restoranda karar kıldık. Siparişimizi verip heyecanla bekledik ancak üzülerek gerçek meksika mutfağının hiç de lezzetli olmadığını anladık. Bizim Türkiye’de yediklerimiz türk damak tadına uyarlanmış meksika mutfağı sanırım. Burada yediklerimizde her şeyin içine soya sosu vardı, dolayısıyla her şeyin tadında bir ağırlık, yavanlık vardı. Restorantın temizliğini falan da hiç beğenmedim. Pokéz internette neden bu kadar yüksek puanlara sahip anlamadım açıkçası. Belki de meksika mutfağını seversiniz, gelmişken deneyin isterseniz ama  biz hiç beğenmedik :((

Pokéz’den karnımız aç ve verdiğimiz para için üzgün bir şekilde ayrılıyoruz   :(( 

Güneşin hiç eksik olmadığı bu güzel pasifik şehrinden güzel anılar eşliğinde ayrılıyoruz. Başka bir yazıda görüşmek ümidiyle hoşçakalın…

Aklınıza takılanlar için gulayden@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder