Sayfalar

10 Ağustos 2015 Pazartesi

LOS ANGELES, UNIVERSAL STUDIOS VE DISNEYLAND

LA'ya giden herkes muhteşem tema parklarından en az birine mutlaka gitmiştir. LA'da çok çeşitli parklar olmakla birlikte bunlardan en meşhurları Universal Studios ve Disneyland. Bu yazımda size kısaca bu iki parktan bahsetmeye çalışacağım.


UNIVERSAL STUDIOS


Los Angeles denince akla tabii ki sinema gelir. Dolayısıyla LA’da mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Universal Studios. Hayatınızın en eğlenceli dakikalarını burada geçireceğinize emin olabilirsiniz. O kadar renkli bir yer ki anlatamam. Universal Studios biletlerini Türkiye’den internet üzerinden almıştık. burayı tıklayarak incelerseniz çeşitli biletler olduğunu göreceksiniz. Eğer paranız bolsa Fast Pass kartlardan alıp o korkunç kuyrukları beklemeden direkt içeri girebilirsiniz. Yine açılıştan 1 saat önce içeri girme imkanı sağlayan biletler de var. Yine LA'dan sonra San Diego' ya, Seaworld'a geçecekseniz combo bilet de alabilirsiniz, seçmek size kalmış. 

Universal Studios


Gitmeden önce US'un özellikle hafta sonları çok kalabalık olduğuyla ilgili yazılar okumuştuk. Gerçekten de öyle. Cumartesi günü gittiğimiz için midir nedir bilmiyorum ama tıklık tıklım kalabalıktı. Ayrıca burası çok büyük bir yer, çok fazla atraksiyon var. Yetiştirememe tehlikesini en aza indirmek için sabah erken gitmenizde fayda var, ya da az önce bahsettiğim gibi eğer paranız bolsa VIP kartlardan alabilirsiniz. Neler var burada derseniz, Universal’in çekmiş olduğu bazı filmlerin stüdyolarını görüyorsunuz, bazı film çekim hilelerini öğreniyorsunuz ve birbirinden güzel ride larda çılgınlar gibi eğleniyorsunuz. Eğer yorulduysanız birbirinden güzel cafe ve restoranlarda dinlenip enerji toplayabilirsiniz. 

Sabah erken saatte gittiğimiz için bazı ridelara çok sıra beklemeden girebildik. Ancak saat ilerledikçe arkada görmüş olduğunuz alan tamamen doluyor, bekleme süreleri 2-2,5 saati buluyor.

Universal Stüdyolarına gider gitmez ilk yapmanız gereken şey stüdyo turuna katılmak olmalı. Çok eğlenceli bir tur. Yaklaşık 45 dk. sürüyor. Stüdyoyu genel anlamda şöyle bir geziyorsunuz ama yol boyunca sizi çok güzel sürprizler de bekliyor. Mesela King Kong içinde bulunduğunuz aracı savurup atabiliyor. Ya da San Francisco depremini tekrar yaşayıp bir anda sular altında kalabiliyorsunuz. Yine filmlerde gördüğümüz kocaman sahillerin aslında küçücük bir havuzda çekildiğini görüp biraz hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Sonra bir anda katil köpek balığı peşinize düşebiliyor. Dünyalar Savaşı filmindeki paramparça olmuş uçak enkazının yanından, Desperate Hausewives’taki o huzur verici mahalleden geçiyorsunuz. Kısacası ilk işiniz bu tura katılmak olmalı gerçekten de çok eğlenceli. 

İlk yapmanız gereken stüdyo turu

Tom Cruise'nin Dünyalar Savaşı filmindeki uçak enkazının yanından geçiyoruz

Yine içeri girdiğinizde elinizde mutlaka hangi ride’lara saat kaçta gidebileceğinizi gösteren bir kitapçık bulunsun. Planlama yapmanızda yardımcı olacaktır. 

Arkada gördüğünüz panolar ridelar için tahmini bekleme sürelerini gösteriyor ve parkın çeşitli yerlerinde bulunuyor. Bazen bu süreler 180 dk ya kadar çıkabiliyor. Eğer elinizde parkın haritası olursa planlamada yardımcı olabilir.

Universal Studios’ta ilk bindiğim ve de en sevdiğim ride Simpsonlardı. Herşeyi o kadar ince ayrıntısına kadar düşünmüşler ki hayran olmamak elde değil. Mesela bebek Simpson’un ağzının içinden geçerken etrafa bir pudra kokusu yayılıyor, suya düştüğünüz anda üstünüze bir yerlerden su sıçrıyor. Hatta o kadar beğendik ki kalabalığı göze alıp 2 kez gittik. 

Krutsyland; Simpsonlar favorimizdi

Elinizdeki saat çizelgesine göre gideceğiniz ride’ları seçebilirsiniz. Mesela biz Shrek’e ve film hatalarının anlatıldığı kısa bir gösteriye de gittik. Yine araya Kevin Costner’ın Waterworld filmini çektiği stüdyoya da gittik, orada da küçük bir gösteri oluyor. Bunların hepsi çok güzeldi gerçekten ama sevmediğim tek şey Korku Eviydi. Eğer bu tür gerilimlerden hoşlanıyorsanız gidebilirsiniz ama benim korkuyla gerilimle aram olmadığından pek eğlenmedim. Aslında itiraf etmek gerekirse buranın önü bomboştu. Biz de hazır önünü boş görünce ne kadar korkunç olabilir ki diye düşünüp kendimizi içeri attık. İçeri girer girmez pişman olduk ama artık geri dönüşü yoktu. Size saldırmaya çalışan Frankensteinla, arasından geçmek zorunda olduğunuz sallanan ceset torbalarıyla ciddi ciddi korkunçtu gerçekten. Enteresan bir anı oldu bizim için :))

Waterworld

US’da mutlaka gitmeniz gereken Transformers, Simpsons, The Mummy, Jurssic Park gibi çok ünlü ridelar var. Bunlardan maalesef Transformers’a uzun bekleme sürelerinden dolayı gidemedik (en son baktığımızda 175 dk bekleme süresi veriyordu, gerçekten şaka gibi). Az önce anlattığım gibi Simpsonlar çok eğlenceliydi. The Mummy üzerinizde böcekler geziyormuş hissi vererek beni biraz gerse de fena değildi. Ama Jurassic Park’a bayıldım. Jurassic Park için tam 125 dk. sıra bekledik, az değil. Artık sonlara doğru bacaklarımıza kramplar girmeye başlamıştı. Ama değdi diye düşünüyorum. Özellikle en sonda aşağı doğru düşerken üzerinize üzerinize gelen koca dinozor çok eğlenceliydi.

Jurrasic Park

Jurrasic Park

Transformers en meşhur ride lardan biri

Tabii bu ride lara her yıl yenileri ekleniyor. Bu yıl Hızlı ve Öfkeli çok meşhur mesela. 

Universal Studios'ta sadece eğlence yok. Alışveriş yapabileceğiniz çok güzel mağazalar ve harika restoran-cafeler var. Citywalk özellikle akşam saatlerinde harika oluyor. 

Citywalk vakit geçirmek için harika bir yer

Universal Studios'ta arkamızdaki store gibi daha bir çok hediyelik eşya satan yer var

Universal'da birbirinden eğlenceli restoranlar var

DİSNEYLAND

Disneyland denince daha çok çocuklara yönelik bir tema parkmış gibi bir his uyanır insanın içinde. Ancak Disneyland büyük küçük herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği bir yerdir. Her yaş grubuna hitap ediyor. Üstelik devasa bir alana kurulmuştur, her şeye bakmaya kalkarsanız koca bir gün yetmez. Disneyland ile Disneyland Adventure yan yana bulunuyor. Disneyland Adventure biraz daha erişkinlere hitap ediyor. ABD’deki diğer tema parkları gibi tek dezavantajı ise giriş biletlerinin çok pahalı olması(bilete yaklaşık 90 dolar verdik) Yine Universal Studios'taki gibi çeşitli bilet seçenekleri burada da bulunuyor, burayı tıklayarak inceleyebilirsiniz. Parka girdiğinizde yine önerebileceğim en önemli şey mutlaka bir guidemap edinmeniz. O kadar büyük bir park ki nerede ne var, saatleri nelerdir, nasıl ridelar bulunur ancak harita yardımıyla çözebiliyorsunuz. 

Disneyland Guidemap

İçeri girdiğinizde Main Street sizi karşılıyor. Main Street’de birbirinden güzel mağazalar ve çeşitli cafeler sizi bekliyor. Burada çok orjinal hediyelikler bulabilirsiniz. Yine buranın bir önemi daha var. Her gün akşam saatlerinde bu caddede tüm Disney kahramanlarının katıldığı bir geçiş töreni oluyor. Zaten Disneyland’a kadar gitmişken bu geçiş törenini ve özellikle de akşam yapılan muhteşem havai fişek gösterisini asla kaçırmamalı(özellikle havai fişek gösterisi muhteşem oluyor).

 Main Street

 Main Street

Havai Fişek gösterisi asla kaçırılmayacaklar arasında. Ancak erkenden yer kapmak gerekiyor yoksa arkadaki gibi ortalık bir anda iğne atsanız yere düşmeyecek duruma gelebiliyor.


Günün sonunda tüm Disney kahramanları geçiş yapıyor

Yorucu bir günün sonunda eğlenceli bir kapanış sizleri bekliyor

Geçiş törenine yakın saatlerde Main Street'te yer bulmak zorlaşabiliyor, erkenden ön sıralardan yer kapmak lazım

Yukarıda fotoğrafını çektiğim haritadan da anlaşıldığı gibi Disneyland çeşitli bölümlerden oluşuyor. Bu bölümlerin her birinde de çeşitli ridelar ve yemek yiyip dinlenebileceğiniz cafe restoran tarzı alanlar bulunuyor. Nedir bunlar derseniz kısaca en önemlilerini yazayım;
  1. Main Street. USA: Az önce de dediğim gibi Disneyland’a girdiğinizde sizi karşılayan cadde. Daha çok hediyelik eşya ve cafeler var. Hediyelik eşya işini çok akşam saatlerine bırakmayın, çünkü akşam saatlerinde burada adım atacak yer bulamıyorsunuz (önceden hediyelik işini halletmeye çalışın diyorum çünkü bazıları için önceden sipariş vermek gerekiyor. Mesela cam çerçeve üzerine çok güzel isim yazılan bir dükkan vardı ama o akşam vakti o kadar kalabalıktı ki 2 saate yakın bekleme süresi veriyordu)
  2. Adventureland: Jungle Cruise, Tarzan’s Treehouse ve Indiana Jones Adventure  gibi ridelar bulunuyor. Tabii ki en meşhuru altını çizdiğim Indiana Jones.
  3. New Orleans Square: Karayip Korsanları, Haunted Mansion bulunuyor. Parkın en iyilerinden biri kesinlikle Karayip Korsanları. İçinde de muhteşem bir cafe bulunuyor. Biz bu cafeyi maalesef geç farkettik. Ama siz mutlaka oturup bir şeyler için. Haunted Mansion da gerçekten harikaydı. İkisini de denemeden Disneyland' dan çıkmayın.
  4. Critter Country: En meşhuru Splash Mountain
  5. Frontierland: Pirate’s Lair on Tom Sawyer Island, Mark Twain Riverboat, Big Thunder Mountain Railroad. Özellikle Big Thunder çok eğlenceli. Mark Tain Riverboat’ta ise kocaman bir gemide çok güzel bir nehir gezisi yapıyorsunuz. Ama dikkatli olmalısınız, karşınıza yerliler çıkabilir.
  6. Fantasyland: Burada çocuklara hitap eden çok güzel ridelar var. It’s a Small World, Pinocchio’s Daring Journey, Sleeping Beauty Castle Walkthrough, Alice in Wonderland gibi çocukların bayılacağı yerler var. Erişkinlere daha çok hitap ettiğini düşündüğüm ride ise Matterhorn Bobsleds.
  7. Mickey’s Toontown: Burada da yine Donald’s boat, Mickey’s House, Minnie’s House gibi daha çok çocuklara hitap eden ama erişkinlerin de gezerken çok zevk alabileceği bölümler var. Ayrıca Gadget’s Go Coaster gibi küçük de bir rollercoaster var. 
  8. Tomorrowland: Finding Nemo, Space Mountain, Star Tours gibi birbirinden güzel ve heyecanlı ridelar bulunuyor.
Dediğim gibi bu alanların her birinde de birbirinden güzel oturup dinlenebileceğiniz bir şeyler yiyebileceğiniz yerler var. 

It is a small world; huzur vericiydi gerçekten

Mark Twain Riverboat

Mark Twain Riverboat'ta gezinirken her an karşınıza yerliler çıkabilir, hatta size ateş edebilirler.

Indiana Jones Disneyland'ın en iyi ridelarından

Haunted Mansion en beğendiklerimiz arasında

Big Thunder Mountain

Fantasyland

 Mickey's Toontown


 Sonuç olarak Universal Studios da Disneyland da felekten bir gün çalmanızı sağlayacak, muhteşem vakit geçirebileceğiniz tema parklar. LA’de iken mümkünse ikisine de ama vaktiniz yoksa mutlaka birine gitmelisiniz. Hangisi daha güzeldi diye bana fikrimi soracak olursanız ikisi arasında büyük fark olmamakla birlikte nedendir bilmem ben Universal Studios’u daha çok sevdim. Ama dediğim gibi aralarında öyle çok büyük farklar yok. İkisinde de çok eğleneceğinizi düşünüyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder